Sosyal Medya Paylaşım Çılgınlığı

Nasıl bir dünyaya kaldık? Neler kaybettik neler kazandık? Kazandıklarımız kaybettiklerimize değdi mi? Asırlardır süre gelen asli kimliğimiz ne kadar da çabuk dejenere oldu. Sosyal medya paylaşım çılgınlığı bizi bizden koparıp geçmişimize yabancılaştırdı. Artık kendimizi tanıyamıyor ve benliğimizi yitiriyoruz. Mariana çukuruna yuvarlanan bir taş parçası gibi değersiz ve aydınlığa hasretiz.

sosyal medya, telefon ve sosyal medya

Sosyal medya internetin gelişmesi ile hayatımızın odak noktasında kendine yer edindi. Ve bu yeri bencilce kullanmaya devam ediyor. Hiç kimse etrafımıza yayılan sosyal gibi görünüp aslında bizi asosyalliğe iten bu ağa dur diyemiyor. Dur demek bir yana, ona yeni istismar alanları açmaya gayret ediyor. Sosyal medyada hayatının her anını paylaşım gereği duyan bizler, anın güzelliklerini yaşamak yerine sosyal mecralara en uygun en iyi kareyi yakalamak için birbirimizle yarışıyoruz. Çekilen video veya fotoğraflarda eğleniyor gibi görünmek için bin bir surat ile şekilden şekile geçiyoruz.

Nerede ne yaptığımızı sosyal medyada paylaşarak kendimizi kamuya açıyoruz. Bu sayede “bakın ben nerelere gidip neler neler yapıyorum” diyerek kendimizi mutlu addediyoruz. Hele birde paylaşımlarımız beğenilir ve yorum yapılırsa mutluluğumuz tavan yapıyor ve kalbimize sahte sevinç duyguları pompalanıyor. Aslında gerçekte olan şey, insanoğlunun beğenilme ve takdir edilmeye olan düşkünlüğünün geçici hazzının o an için bünyemizdeki yansımasının hissedilmesidir.

Bize özel olması gereken video ve fotoğraflarımız, kimi duygu ve düşüncelerimiz artık bize özel değil. Aslına bakılırsa bundan pekte şikayetçi değiliz. Millet olarak biraz genişledik mi ne?
Daha çok beğeni almak, yorum yapılmak ya da takipçi kazanmak için kendimizi pazarlar hale gelmedik mi? Yoksa bunun farkında değil miyiz?
Ya da en kötüsü bize özel olması gereken argümanları paylaşmakta bir sakınca görmüyor muyuz?

Elbette ki günümüz dünyasına ayak uyduracağız. Elbette ki yirmi birinci yüzyılın getirmiş olduğu kolaylıkları hayatımıza tatbik edeceğiz. Ve yine elbette ki sosyal mecralarda var olacağız. İletişim çağında yaşıyoruz. Artık haberleşmeyi sadece telefona mahkum edemeyiz. İnternet dünyasının kolaylıkları olan whatsapp, facebook, twitter, google+ ve instagram gibi sosyal kanalları kullanmamız artık gayet normal. Hatta iş sektörü bile bu tür sosyal paylaşım sitelerine kayıyor. Bu da gayet normal. Çünkü insanlar zamanlarının çoğunu buralarda geçiriyor.

Lakin bu demek değil ki hayatımızın her anını herkes ile paylaşalım. Sevdiklerimizle aramızda olması gereken ve sadece bizi ilgilendiren, bize özel olan verileri neden herkes ile paylaşarak kendimizi reklam edelim.

Hepimiz sosyal medyada illaki çeşitli paylaşımlarda bulunup yorumlar yapıyoruz. Bu şekilde fikrimizi belirtip kendimizi ifade etmiş oluyoruz. Bu da gayet normal. Bunu zaten herkes yapıyor. Bizim takıldığımız nokta paylaşılmaması ya da gösterilmemesi gereken özelini neden herkese açıyorsun?

Örneğin: “Bir gülüşü var ömre bedel” deyip eşinin en güzel gülümsediği resmi neden herkese açıyorsun. Eşinin gülümsemesi sadece sana özel olsun ve sadece senin için gülsün. Bu seni mutlu etmesi için yetmez mi? Eşimin en güzel gülümsemesi diye gösterdiğin o fotoğrafı başkalarının da görmesi azıcıkta olsa seni rahatsız etmedi mi? Ya da ufacıkta olsa hiç mi kıskanmadın? İnternet ortamında yayımladığımız her görüntünün kirli eller tarafından ele geçirilip türlü türlü olumsuzluklara konu olacağından habersiz misin?

Yapmayalım. Bu ve buna benzer paylaşımlar yapmayalım. Daha büyük olumsuzluklara meydan vermeden bunun önünü keselim.

Unutmayalım ki bizler değerliyiz. Hiç bir meziyetimiz ya da ayrıcalığımız olmasa bile sırf insan olduğumuz için değerliyiz.

Kendimizi mutlu hissetmemiz için hiç kimsenin bizi sosyal medyada beğenmesine, ya da takip etmesine gerek yok.

Şunu da unutmayalım ki, sosyal medyada kullanıcıların çoğu olanı değil, olmasını istedikleri kişiyi gösterirler. Sende takip ettiklerine bakar imrenirsin ne kadar güzel bir hayatları var diye. Oysa onlar sadece kaldırajın üstünde sergilenen oyundan ibarettir. Gerçek ise, senin onu takip etmeni sağlayan hayallerinin onda vücut bulmuş halini zannetmendir.












Yorumlar

  1. sosyal medyanın dikkatli kullanılması gerektiğini düşünüyorum. Her şeyi abarttığımız gibi sosyal medya olayını da abarttık, hayatın merkezine koyduk. Daha düzenli, dikkatli kullanmak lazım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle. Özellikle de bize özel kalması gerekenler hep bize özel kalmalı.

      Sil
  2. Unutmayalım ki bizler değerliyiz. Hiç bir meziyetimiz ya da ayrıcalığımız olmasa bile sırf insan olduğumuz için değerliyiz.

    Çok anlam dolu ve anlayana kendi farkındalığının farkına varabileceği bir cümle.... Gelgelelim ki insanların kabaca bir nevi kendini pazarlama, özeli tabir edilen hayatının her safhasını herkese paylaşmaya çalışması gibi bir gaflet içerisindeki durumundan mutluluk duyma ya da özentilerin kendisinde vücut bulduğu ve ben çok mutluyum, çok sosyalim gibi mesajlar vermeye çalışırken aslında kendi içinde patlayan volkanların, içten içe çekilen yalnızlığı dışavurum şekli olarak kendini ifade etme biçimi.... Sosyal medya çılgınlığı....

    Düzgün kullanıldığı zaman insanlara gerçekten çok faydası olan sosyal medyada haddinden fazla zaman harcaması da ayrı bir eleştiri konusu... Şöyle ki evde çoluk çocuk yani çekirdek ailede herkesin elinde bir telefon ve birbiriyle bağlantısı olmayan ancak yan yana duran tamamen sosyallikten uzaklaşmış bir aile.... Ve bu ailede birbirine ayrılan zaman sosyal medyada harcanan zamandan az ...
    Yana Yana oturan yalnızlık güruhu. Ondan sonra bugün böyle yaptım, bugün şöyle yaptım gibisinden kendini sosyalmiş gibi göstermeler...
    Sen kimi kandırıyorsun, en büyük yalanı kendine söylüyorsun da haberin yok...

    Bizler de çok sosyal insanlar değiliz yani herkes öyle de biz çok mu sosyalizm? Bilakis bizler de en az o aile kadar sosyallikten uzaklaşmışız. Aslında bu hastalık herkeste az ya da çok var. Önemli olan sosyal medyayı doğru düzgün ve verimli kullanmaktır. Nitekim Arap Baharı (her ne kadar dış mihraklar işin içerisinde olsalar da) sosyal medyanın düzgün kullanılınca ne kadar güçlü olacağının en somut göstergesidir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düşüncelerime katıldığınız için çok teşekkür ederim. Ayrıca ayrıntılı, bilgilendirici ve açıklayıcı yorumlarınız için ayrıca teşekkür ederim.

      Sil
  3. En önemli sorun şu ki, özel hayatını videoya çekip youtube kanalında takipçi sayısını artırmak adına paylaşanlarla başlıyor. İnsanın mahremi olan yatak odasına kadar milyonlarca izleyiciye gösterilmesine henüz anlam veremedim ve veremeyeceğim de. Yazık ki 3 yaşındaki çocuğun bile hunharca fotoğraflarının ve videolarının paylaşıldığı bir düzende boşa çaba gösteriyoruz. Kaldı ki bu çocuğun youtube kanalı ve bilmem kaç milyon takipçisi var. Yeni video ne zaman gelecek diye de yorumlar yağıyor. Yazık ki ne yazık....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısınız kesinlikle katılıyorum. Artık özel ya da mahrem diye bişey kalmadı. Rant için kendimizi servis eder hale geldik. Bu da toplumumuzun geleceği için çok sakıncalı bir durum bence.

      Sil
  4. ne zamandır bunu anlatmaya çalışıyorum ama yok anlamıyorlar, sosyal medya görgüsüz oldu çıktı çoğu kişi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet size katılıyorum. Ayrıca bizim öncelikle kendimize saygı duymamız gerek. Sırf beğeni almak ya da takipçi toplamak için yapmadığımız şaklabanlık kalmadı.

      Sil
  5. Dediklerinize katılıyorum. Belki 2 sene önce bu tarz bir sosyal medya kullanımı yoktu bu aralar çoğaldık. İnsanlar takdir edilmek için olmadıkları gibi davranıyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet insanlar beğeni ve yorum almak için olmadıkları gibi davranıyorlar. Bu da de sosyal medya ön planda olmak uğruna dejenere olmuş nesil meydana getiriyor.

      Sil

Yorum Gönder

Yazı ile alakalı yorum yaparak değerli fikirlerinizi benimle paylaşırsanız çok mutlu olurum.
Teşekkürler.

Bizi Takip Edin

İzleyiciler

ÜYELER

Bumerang - Yazarkafe